YABANCILIK UNSURU İÇEREN İŞ SÖZLEŞMELERİNDE YETKİ VE UYGULANACAK HUKUK

YABANCILIK UNSURU İÇEREN İŞ SÖZLEŞMELERİNDE YETKİ VE UYGULANACAK HUKUK

Son yıllarda ülkeler arası kültürel, siyasi, ticari ve ekonomik etkileşimlerin yoğunlaşması, yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerin önemini artırmıştır. Bu sözleşmeler arasında iş sözleşmeleri özel bir yere sahiptir. İş sözleşmelerinde tarafların eşit koşullara sahip olmaması, işçinin işveren karşısında daha zayıf konumda bulunması nedeniyle, bu alandaki düzenlemeler milletlerarası özel hukuk bakımından ayrı bir önem taşır.

Yabancılık unsuru mevcut olan iş sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme hususları, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 27. ve 44. maddelerinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla, yabancı unsurlu iş sözleşmelerinde gerek tarafların tabi olacakları hukukun belirlenmesi gerekse uyuşmazlıkların hangi mahkemede çözüleceğinin saptanması, MÖHUK hükümleri ışığında ele alınması gereken temel meselelerdendir.

Uygulanacak Hukuk

İş sözleşmesi bağlamında yabancılık unsuru; işçinin veya işverenin yabancı olması, işverenin işletme merkezinin yabancı bir ülkede bulunması, iş sözleşmesinin konusu olan işi işçinin mutat olarak yabancı bir ülkede yapması, iş ilişkisinin yabancı bir ülke ile sıkı irtibatlı olması hallerinde söz konusu olacaktır.

Böyle bir durumda gerek uygulanacak hukukun gerekse yetkili mahkemenin tayini açısından, ekonomik açıdan daha zayıf konumda bulunduğu, akdin koşullarının müzakeresinde eşit şartlara sahip olmadığı ve bu nedenle hukuken korunması gerektiği düşüncesinden işçi lehine olabilecek bazı düzenlemelere yer verilmiştir.

Yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara uygulanacak hukukun belirlenmesi taraflarca sözleşmede hukuk seçimi yapılıp yapılmamış olmasına göre farklılık arz etmektedir. Bu doğrultuda, tarafların yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde uygulanacak hukuku seçmiş olmaları halinde ve yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde uygulanacak hukukun taraflarca kararlaştırılmamış olması halinde olmak üzere iki ayrı başlıkta incelenebilir.

Tarafların hukuk seçimi yapmış olması halinde MÖHUK’un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca:

“İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak üzere, tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuka tâbidir.’’

Tarafların yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklara uygulanacak hukuku seçme hakları ancak seçilen hukukun işçinin mutat iş yeri hukukun emredici hükümleri uyarınca işçiye sağlanan asgari korumayı sağlaması halinde kullanılabilecek ve geçerlilik kazanacaktır. Taraflarca bu şartı sağlamayan bir hukukun iş sözleşmesinde kararlaştırılması halinde işçinin mutat iş yeri hukukunun emredici hükümleri uygulanacaktır.

Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde MÖHUK’un 27. maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca;

– Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde iş sözleşmesine, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz.

– İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması hâlinde iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.

– Ancak hâlin bütün şartlarına göre işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri hariç olmak üzere, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir.

Ancak unutulmamalıdır ki, MÖHUK m. 5 uyarınca uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğu takdirde uygulanmaz ve gerekli görüldüğünde Türk hukuku devreye girer. Bununla birlikte, kamu düzenine aykırılığın varlığı her somut uyuşmazlık bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Yetkili Mahkeme

İşveren karşısında zayıf konumda bulunan işçiye, işverene karşı açacağı davalarda birden fazla yetkili mahkemede dava açabilme imkânı tanınmıştır. Bu düzenleme, kanun koyucunun işçiyi koruma amacının bir yansımasıdır.

MÖHUK m. 44’e göre, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyerinin bulunduğu yer mahkemesi, işverenin yerleşim yeri mahkemesi, işçinin yerleşim yeri mahkemesi, işverenin mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleridir. Sayılan bu mahkemelerden en az birinin Türk mahkemelerini işaret etmesi halinde, davanın Türk mahkemelerinde görülmesi mümkündür ve bu durumda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi söz konusu olur.

İşverenin işçiye karşı, iş sözleşmesinden veya iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda açacağı davalarda ise yetkili mahkeme daha sınırlı düzenlenmiştir. MÖHUK m. 44 uyarınca, bu davalarda yalnızca “işçinin işini mutad olarak yaptığı işyerinin Türkiye’de bulunduğu yer mahkemesi” yetkilidir.

Yetki Sözleşmesi

MÖHUK m. 47/2’ye göre, MÖHUK’un 44, 45 ve 46. maddelerinde öngörülen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmalarıyla bertaraf edilemez. Dolayısıyla, bu hükümler uyarınca Türk mahkemelerinin yetkili olduğu hallerde, tarafların yapmış oldukları bir yetki sözleşmesi Türk mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldırmaz.

Başka bir ifadeyle, yabancılık unsurlu iş sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda, işveren veya işçi, yetki sözleşmesine dayanarak Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğu yönünde bir itirazda bulunsa dahi, bu itiraz kabul edilmeyecektir. Böylece işçinin korunması ilkesi doğrultusunda Türk mahkemelerinin yetkisi güvence altına alınmıştır.

Güncel Gelişmeler

2025 Haziran ayında yürürlüğe giren 10. Yargı Paketi (7550 sayılı Kanun) ile MÖHUK’un 27. maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ardından yeniden düzenlenmiştir. Yeni düzenleme, iş sözleşmelerine uygulanacak hukukun belirlenmesinde işçinin korunmasını güçlendirmektedir ve önceki hâle göre işçiye daha fazla güvence sağlamaktadır.

Bu düzenleme, taraflarca bir hukuk seçimi yapılmış olsa dahi, işçinin mutad işyeri hukukunun asgari koruma sağlayan emredici hükümlerinin geçerliliğini koruduğunu vurgular. Ayrıca,

somut koşullar dikkate alınarak, iş sözleşmesinin en yakın bağlantı içinde olduğu hukukun uygulanması da mümkündür.

Sonuç

Milletlerarası özel hukukta, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda temel ilke işçinin korunmasıdır. Bu kapsamda, yetkili mahkeme ve uygulanacak hukukun belirlenmesinde işçi lehine özel düzenlemeler öngörülmüş; işçinin açacağı davalarda birden fazla mahkeme yetkisi tanınırken, işverenin açacağı davalarda yetkili mahkeme daha sınırlı şekilde belirlenmiştir. MÖHUK’un emredici hükümleri ve kamu düzeni koruması, işçinin aleyhine olabilecek yabancı hukuk seçimlerine karşı güvence sağlamaktadır.

Sonuç olarak, uluslararası iş ilişkilerinin artması ve yabancı işçi istihdamının çoğalmasıyla birlikte, MÖHUK hükümleri, işçi lehine güvence sağlayan önemli bir hukuki altyapı sunmaktadır.

Privacy Preferences
When you visit our website, it may store information through your browser from specific services, usually in form of cookies. Here you can change your privacy preferences. Please note that blocking some types of cookies may impact your experience on our website and the services we offer.