6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası, 12. Yargı Paketi kapsamında kabul edilen 7589 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırıldı. Bununla birlikte, alacağın dava açıldığı tarihte tam olarak belirlenemediği durumlarda davacının hak arama özgürlüğünü koruyacak mekanizma tamamen ortadan kaldırılmış değil. Yeni düzenleme ile bu alandaki uygulamanın önemli ölçüde kısmi dava üzerinden yürütülmesi amaçlanıyor.
Belirsiz Alacak Davası Neden Önemliydi?
Belirsiz alacak davası, dava tarihinde alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenemediği veya bunun objektif olarak mümkün olmadığı durumlarda başvurulan bir dava türüydü. Özellikle işçilik alacakları, maddi ve manevi tazminat talepleri ile bilirkişi incelemesi sonucunda miktarı belirlenebilen bazı alacaklarda uygulama alanı buluyordu.
Bu dava türünün en önemli avantajlarından biri, alacağın başlangıçta tam olarak belirlenememesi nedeniyle davacının yüksek bir miktar üzerinden dava açmak zorunda bırakılmaması ve talep miktarının yargılama sırasında artırılabilmesiydi.
Yeni düzenleme ile HMK m.107 tamamen yürürlükten kaldırılarak bu dava türüne ilişkin özel düzenlemeye son verildi.
Yeni Sistem: Kısmi Dava
Belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla birlikte dikkatler HMK m.109’da düzenlenen kısmi davaya yöneliyor.
Yeni düzenleme uyarınca, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı dava içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecek.
Bu değişiklik, özellikle alacağın miktarının yargılama sırasında bilirkişi incelemesi veya delillerin değerlendirilmesi sonucunda netleştiği uyuşmazlıklar bakımından önem taşıyor.
Örneğin, bir işçinin kıdem, ihbar veya fazla çalışma alacağının tamamının dava tarihinde kesin olarak hesaplanmasının mümkün olmadığı bir uyuşmazlıkta, davacı alacağının belirli bir bölümünü dava konusu yapabilecek ve yargılama sırasında alacağın gerçek miktarının ortaya çıkması üzerine talebini bir defaya mahsus olmak üzere artırabilecektir.
Zamanaşımı Bakımından Önemli Güvence
Yeni düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise zamanaşımı bakımından getirilen açık hükümdür.
HMK m.109’a eklenen yeni fıkra uyarınca, kısmi davada sonradan artırılan miktar bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.
Dolayısıyla davacının başlangıçta alacağının tamamını dava edememiş olması, artırılan kısım bakımından zamanaşımı riskinin doğmasına tek başına neden olmayacaktır.
Bu düzenleme, belirsiz alacak davasının kaldırılmasının ardından uygulamada en çok merak edilen hususlardan biri olan “Alacağın sonradan belirlenen kısmı zamanaşımına uğrar mı?” sorusuna önemli bir güvence sağlamaktadır.
Talep Artırımı Bir Kez Yapılabilecek
Yeni sistemde dikkat edilmesi gereken önemli bir diğer husus, talep artırımının aynı dava içerisinde yalnızca bir defa yapılabilecek olmasıdır.
Ayrıca artırma işleminin tahkikatın sona ermesine kadar gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle özellikle bilirkişi raporlarının dosyaya sunulması, rapora itiraz edilmesi ve tahkikatın sona erme aşamasının takibi bakımından usulî sürelerin dikkatle takip edilmesi önem kazanacaktır.
Bu yönüyle yeni düzenleme, davacı taraf vekillerine önemli bir usulî sorumluluk yüklemektedir. Talep miktarının ne zaman ve hangi miktarda artırılacağı, dosyadaki deliller ve bilirkişi incelemeleri dikkate alınarak stratejik biçimde değerlendirilmelidir.
Islah ile Talep Artırımı Aynı Şey Değil
Yeni düzenleme bakımından özellikle üzerinde durulması gereken bir diğer nokta, HMK m.109/4 kapsamında getirilen talep artırımı mekanizmasının ıslah kurumu ile aynı olmadığıdır.
Kanun, kısmi davada talep konusunun bir defaya mahsus olarak ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırılabileceğini açıkça düzenlemektedir. Bu nedenle yeni sistemin uygulamasında talep artırımı ile ıslahın hukuki niteliği, şartları ve sonuçlarının birbirinden ayrılması gerekecektir.
Uygulamada Nelere Dikkat Edilmeli?
Belirsiz alacak davasının kaldırılması, dava açarken talep miktarının belirlenmesine ilişkin stratejiyi daha önemli hale getirmektedir.
Yeni dönemde özellikle;
- Alacağın tamamının dava tarihinde belirlenebilir olup olmadığı,
- Kısmi dava açılmasının mümkün olup olmadığı,
- Dava konusu yapılacak başlangıç miktarının nasıl belirleneceği,
- Bilirkişi incelemesinin talep miktarının belirlenmesindeki rolü,
- Talep artırımının tahkikat sona ermeden gerçekleştirilmesi,
- Talep artırımının yalnızca bir kez yapılabileceği ve
- Artırılan miktar bakımından zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesileceği
hususlarının dava stratejisi oluşturulurken birlikte değerlendirilmesi gerekecektir.
Sonuç
Belirsiz alacak davasının kaldırılması, alacak davalarında önemli bir usul değişikliğini beraberinde getirmiştir. Ancak yeni sistem, alacağın başlangıçta tam olarak belirlenemediği durumlarda davacının sonradan talep miktarını artırabilmesini tamamen ortadan kaldırmamaktadır.
Yeni düzenleme ile bu imkan, kısmi dava içerisinde bir defaya mahsus talep artırımı şeklinde yeniden yapılandırılmıştır. Üstelik artırılan miktar bakımından zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesileceğinin açıkça düzenlenmesi, davacı bakımından önemli bir hukuki güvence sağlamaktadır.
Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında asıl mesele, yalnızca “belirsiz alacak davası kaldırıldı” demek değil; alacak davalarının yeni sistem içerisinde hangi dava türüyle, hangi miktar üzerinden ve hangi usulî aşamaya kadar yürütüleceğinin doğru şekilde belirlenmesidir.

