KORONAVİRÜS DÖNEMİNDE VELAYET HAKKINA SAHİP OLMAYAN EBEVEYN İLE FARKLI ŞEHİRDE YAŞAYAN ÇOCUĞUN KİŞİSEL İLİŞKİ KURMASI ADINA SEYAHAT DÜZENLEMELERİ

Posted by
|

2019 yılının Aralık ayında Çin’in Vuhan (Wuhan) şehrinde ortaya çıkan ve bugün itibariyle Antarktika kıtası hariç tüm kıtalara yayılmış olan koronavirüs salgın hastalığına karşı ülkeler, işbu virüsle mücadele etmek için birtakım tedbirler almış ve almaya da devam etmekte olup, bugün itibariyle tüm ülkelerin öncelikli tedbirlerinin en başında sosyal mesafeyi (social distancing) korumak, bir başka deyişle insanlar arasındaki mesafenin korunarak sosyal hareketliliğin azaltılması ve sosyal izolasyonun gerçekleştirilmesi gelmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nde de virüsün görülmesi neticesinde alınan tedbirlerden biri de şehirlerarası seyahatlerin valilik iznine bağlanmasıdır. Alınan bu tedbir Aile Hukuku bakımından şu soruyu akıllara getirmektedir: Velayet hakkına sahip olmayan ebeveyn, farklı şehirde yaşayan çocuğu ile kişisel ilişkisini nasıl gerçekleştirecektir? Bu hususu değerlendirmeden önce, Türk Medeni Kanunu’nda velayet ve kişisel ilişki kurulmasını düzenleyen maddelere kısaca göz atalım:

  • Madde 336      : Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hâkim, velayeti eşlerden birine verebilir.
  • Madde 323      : Ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan ve kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.

Yukarıdaki kanun maddeleri ışığında görüldüğü üzere, tarafların evlilik birliği devam etmediği takdirde müşterek çocuğun velayet hakkı eşlerden birine verilmekte ve aksi bir durumun varlığı mevcut olmadıkça, velayet hakkında sahip olmayan ebeveyn ile müşterek çocuk arasında kişisel ilişki tesis edilmekte olup taraflar da bu kişisel ilişkinin belirlenen sınırlar içerisinde gerçekleştirilmesine uymak zorundadırlar. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 324.maddesi uyarınca ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kısaca belirtmek isteriz ki tarafların kendi aralarında anlaşmaları veya taraflar ile çocuğun durumu göz önünde bulundurulması halinde farklı düzenlemeler mevcut olabileceği gibi, Yargıtay’ın kişisel ilişki kurulması konusundaki genel uygulaması her ayın tek ya da çift numaralı hafta sonları ile çocuğun yaz ve kış okul tatilleri ile bayramlarda gerçekleştirilmesi üzerine yapılan düzenlemelerden ibarettir.

İçişleri Bakanlığı’nın 28.03.2020 tarih ve 6009 sayılı Genelgesi ile hava yolu ve kara yolunu kullanacak olan aşağıda belirtilen özellikli durumları bulunan kişilerin seyahat izin belgesi alarak farklı bir şehre seyahat etmesine izin verilmiştir:

  • Tedavi ihtiyaçları nedeniyle doktor kararıyla sevk edilen,
  • Birinci derece yakınları vefat eden veya ağır hastalığı olanlar,
  • Özellikle son on beş gün içerisinde gelmiş olduğu yerde, kalacak yeri bulunmayan vatandaşlar, Seyahat İzin Kurullarından seyahat izin belgesi alarak seyahat edebilmektedir.

Yukarıda sayılan sınırlı durumlardan görüldüğü üzere işbu genelge elzem durumların varlığı halinde kişilerin şehirlerarası yolculuk yapmasına olanak vermekte olup, esas olarak her vatandaşın kendi şehrinde ve evinde kalması belirtilmiştir.

İşbu genelgeye ek olarak da 03.04.2020 tarihinde Büyükşehir statüsündeki 30 il (Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş,  Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon, Van) ile Zonguldak ili için kara, hava ve deniz yolu ile (toplu ulaşım aracı, özel araç ve yaya vb.) yapılacak tüm giriş/çıkışların 03 Nisan 2020 Cuma günü saat 24:00’den itibaren 15 günlük bir süre için geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Peki, bu durumda velayet hakkı kendisinde bulunmayan ve çocuğundan farklı bir şehirde ikamet eden ebeveyn, çocuğu ile kişisel görüşmesini nasıl gerçekleştirecektir?

Öncelikle şehir değiştirilmesi tavsiye edilmemekle birlikte, kişilerin özel araçları ile şehirlerarası seyahat etmelerini yasaklayan bu düzenleme şu an itibariyle 15 gün süre ile uygulanmaktadır. Yukarıda sayılan şehirler haricinde, kendi aracı ile olsa da şehirlerarası seyahat edecek ebeveynlerin maksimum özeni göstermesi ve her ihtimale karşı seyahatinin nedenini belgeleyici kişisel ilişki kararının yer aldığı Mahkeme kararını yanında bulundurmasını tavsiye etmemiz yerinde olacaktır. Böylelikle kişi, şehir girişlerinde yapılan olası bir kontrolde neden bu seyahati yaptığını belgesi ile gösterebilecektir.

Yukarıda belirtilen şehirler haricinde farklı şehirlerde yaşayan bir ebeveynin, çocuğu ile kişisel görüşme yapmak üzere çocuğun yaşadığı şehre otobüs yolculuğu ile seyahat edecek olması halinde ise, otogarlarda bu amaçla oluşturulan Başvuru masaları, Bakanlık tarafından bu işlemler için tahsis edilecek olan Alo 199 Çağrı Merkezi ya da E-Devlet’te yer alan Bakanlığın E-Başvuru sistemi üzerinden yapılacak başvuruya istinaden seyahat izin belgesi alması gerekmektedir.

Farklı şehirlerde yaşayan ebeveynlerin çocukları ile görüşmesi için yapacakları seyahatler yukarıda sayılan maddeler arasında yer alamasa da, Aile Hukuku ile ilgilenen biz hukukçuların da yakından bildiği ve tecrübe ettiği üzere, çocuğu ile kişisel ilişki kapsamında görüşebilen ebeveynler, çocukları ile özlemlerini giderebilmek için ilgili süreleri iple çekmektedirler. Dolayısıyla işbu düzenlemenin kapsam dışarısında kabul edilmesi, hakkaniyete ve hukuka aykırılık teşkil edeceğinden kıyasen uygulanması gerektiği kanaatindeyiz. Bu durumun ilerleyen günlerde mümkün olmaması halinde ise, ebeveynlerin bu durumu kötü niyetli olarak kullanmaması ve çocuk ve diğer ebeveyn arasındaki ilişkiyi canlı tutmak için tüm çabayı göstermesi gerekmektedir. Örneğin yukarıda belirtilen yasak kapsamında kalan şehirler arasında yapılamayacak görüşmeler için, tarafların görüşmenin ileride yapılması konusunda anlaşma yapmaları makul olacaktır.

Koronavirüs hiç kimsenin aşina olmadığı bir salgın hastalık süreci olup önceliğimiz kendimiz ve etrafımızdakileri korumak olmalıdır. Bu bakımdan boşanma davaları devam eden ya da kesinleşmiş olan taraflar da hem kendilerini hem de etrafındakileri düşünerek hareket etmeli fakat bu sırada da karşı tarafın çocuğu ile olan yasal görüşme hakkını ihlal etmemeye azami dikkat ve özen göstermelidir. Örneğin velayet hakkına sahip olan ebeveynin, hiçbir geçerli sebebi olmadan karşı tarafın görüşme hakkını tek başına vereceği bir karar ile ortadan kaldırması ya da kısıtlaması yasal düzenlemelere aykırı olacaktır. Bununla birlikte eğer ki bir taraf, karşı tarafın virüs belirtileri taşıdığı hususunda önemli ve belirli bulgulara sahip ise, taraflar öncelikli olarak çocuğun en üstün yararını göz önünde bulundurarak sağlıklı, anlayışlı ve uyumlu ortak bir karar almalı; bunun mümkün olmadığı ya da kişi hakkının ihlal edildiğini düşündüğü durumlarda işbu hususun değerlendirilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi adına hukuki yollara başvurmalıdır.

%d blogcu bunu beğendi: