NÜFUS HİZMETLERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ (Madde 17, 39 ve 40)

Posted by
|

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi 2505 numaralı verilen karar uyarınca, Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği 9 Mayıs 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

”Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği”nin yürürlüğe konulmasına, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 258 ve 537 nci maddeleri gereğince karar verilmiştir.

Yönetmelikle yürürlüğe girmesiyle birlikte, 29 Eylül 2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.

Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 17. Maddesi Saklı Nüfusa ilişkin başvuru makamının belirlenmesi ve yapılacak işlemlere ilişkindir.

Yönetmeliği 4. maddesinin jj fıkrasında belirtilen tanıma göre; 18 yaşını tamamlayıncaya kadar herhangi bir nedenle aile kütüklerine kayıt edilmemiş olan ve yabancı devlet ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişiler saklı nüfus olarak tanımlanmaktadır.

Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca; On sekiz yaşını tamamlayıncaya kadar herhangi bir nedenle aile kütüklerine kaydedilmemiş olan ve yabancı bir devletle vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin; ana veya baba, bunların ölmüş olması halinde, varsa kardeşleri ile hısımlığını gösterir tıbbî rapor ibraz etmeleri durumunda aile kütüklerine tescil edilerek Türk vatandaşlığını kazanacakları belirtilmiştir.

Saklı nüfus oldukları iddiasıyla aile kütüklerine tescil için başvuru makamı illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklardır.

Saklı nüfusun tespitine ve tesciline ilişkin usul ve esaslar Genel Müdürlük tarafından belirlenmektedir.

Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 39. ve 40. Maddeleri ölüm karinesi ve gaiplik konularına ilişkindir.

Ölüm Karinesi

Türk Medeni Kanunu Madde 31’de belirtilen tanıma göre; Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır. Bu duruma ölüm karinesi adı verilmektedir.

Yönetmeliğin 39. maddesi uyarınca; Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakmayı gerektiren durumlar içinde ortadan kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile kişinin alt veya üst soyundan bir kişinin ya da kardeşlerinin, bunlar yoksa mirasçılarının yazılı başvurusu üzerine olaya ilişkin resmi belgelerin ibraz edilmesi ya da yetkili makamların durumu resmi yazı ile nüfus müdürlüğüne bildirmeleri halinde mülki idare amirinin onayı ile aile kütüğüne Ölüm olayının tescil edileceği belirtilmiştir.

Ölüm olayının tescil edilmesi ile birlikte, kişi artık hukuken ölü kabul edilecek ve ölümün bütün hüküm ve sonuçlarını meydana getirecektir.

Gaiplik

Türk Medeni Kanunu 32. ve 33. maddeleri gereği bir kimsenin gaipliğine, ölüm tehlikesi içinde kaybolmuş olması ya da kendisinden uzun zamandan beri haber alınamaması halinde ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa karar verilmektedir. Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekmektedir.

Yönetmeliğin 40. maddesi uyarınca; Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilecektir.

Mahkeme tarafından verilen gaiplik kararı ilgili kişinin kaydına tescil edilmektedir. Gaiplik, Ölümün hukuki sonuçlarını doğurmaktadır.

Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemeyeceği de ilgili madde uyarınca belirtilmiştir.

%d blogcu bunu beğendi: